aSk olarak etiketli yazılar

Yaniyor CAnım-aşk-hikayeLeri

Canım yanıyor. Bilmiyorum bu daha farklı nasıl ifade edilir. 1969 doğumluyum. 1990 da 2 yıldır beraber yaşadığım sevgilimle evlendim. 1997 de bir kız çocuğu dünyaya getirdim. Bugün 30 Ekim 2005. 14 gün önce o sevgilinin eşyalarını ben topladım. Hiç elim titremedi, hiç ağlamadım. Çok garipti çok ama hep yanıyordu canım yanıyordu bunun farkındaydım tıpkı doğum yaparken olduğu gibi dişimi sıktım. More >

Sen Giderken..

Sen giderken

Vefasız bir kalbe saplanıp kaldım
Her saniye bin bir acıyla hasta yatagımda cırpındım
Ugrunda kendi hayatımı mahvettim yine yaranamadım
cek git artık sensizlige alıştım

Sen giderken ben ardından yalvardım
Bin bir acıyla dizlerinin önünde ellerimi actım
Buda yetmedi sana gitme diye yakardım
Gelir diye günlerce kalbimi kandırdım

Senden sonra sevmeye cesaretim olmadı
Yıkılmış bir virane gibi öylece kala kaldım
Sen giderken hayallerimi bile aglattın
Beni bu hayatta tek başıma kimsesiz buraktın

Dön demeye gücüm yoktu cünkü bitmiştim
Senin için kendi gelecegimden vazgecmiştm
Olmadık yerde cocukılar gibi gözyaşımı içime hapsetmiştim
Ama sen coktan kararını vermiştin ve cekip giitin

Sana dur demek iiçin elimden geleni yaptım
Önünde durup gözleirinin içine bakarak agladım
Neden gidiyorsun diye sana sormadım
Çünkü gücüm yok tu saramazdım

Gitmek istiyorsun cek git o zaman hayatımdan
Gölgenide al kirlettigin yarınlarımdan
Çek ellrini günahsız gözyaşlarımdan
Seni de kaldırıp attım aynanın karşısında parcaladıgım dudaklarımdan
Ben hep seni bekledim gözyaşlarımla

Yıkılmış gurumu hice sayıp ellerimi actım sana
Gel diye bekledim seni hasta yatagımda
Ama gelmek bilmedin sevgilim sen bana
Şuan ellerimde yırtık bir resimle seni arıyorum
Her gecene seni soruyorum
Ucan kustan bile haber yolluoyorum

Sana öylesine asıgım ki hala yollarını gözlüyorum

Ama gelmedik bilmedin sevgilim sen
Beni tek başıma burakıp gittin o yüzsüz halinle
Bu defa aldırmıycam bile gidişine
Bu sefer sen degil ben gidiyor olacagım ışıgı olmayan sehirlere

Önüme bakamam gücüm yok artık sevmeye
Bana öyle bir acı yasattınki hala katlanıyorum bedeline
Git sende git nasıl olsa alıştım habersiz cekip gitmelerine
Gözyasım desen kalmadı eridi bitti
Çek git artık dönüşün olmasın bir daha yüregime
Unuttum seni tıpkı beni unuttugun gibi
Maziye gömdügün gibi acımadın gibi
İnssafsızca alıştım vurup gitmeerine
Hadi git geldigin cehenneme…

Yazar: artiiist

Siyah Yaşam Beyaz Ölüm

Siyah Yaşam Beyaz Ölüm

Bu sabah yine içimde bir kıpırtıyla uyandım.. Onu görecektim.. Çok güzel olmalıydım.. Gözünü benden alamayacaktı.. Hazırlanıyordum.. Hangi renk elbiseyi seçmeliydim? Kırmızı? Yeşil? Yoksa beyaz mı ya da siyah? Bana bunlardan sadece birisi yakışıyor olmalıydı.. Oysa onun gibi olmayı çok isterdim.. O ne giyerse yakışıyordu.. İçimdeki yaşama sevincimi ve mutluluğumu yansıtmak için beyazı seçtim. Aynanın karşısına geçtim. Galiba bedenim bu güne kadar ilk kez böylesine güzel görünmüştü gözüme” Mutluydum.. En sevdiğim parfümü aldım elime.. Tedirgindim.. Ben beğeniyordum ama ya o beğenmezse? Bencil hissettim kendimi bir an” Güldüm kendi kendime.. Bu kız beni paranoyak etmiş olabilirdi”Umurumda mıydı sanki..? Varlığımın bile değerini onun yanında alıyorken.. Anlaştığımız saat yaklaşıyordu ve çıkmalıydım artık! O beni değil, ben onu beklemeliydim” Ayakkabıları giydiğim anı bile hatırlayamıyorum, dışarıda buldum kendimi.. Aklımda sadece onunla geçireceğim zaman, gözerimde ise sadece o vardı” Ne garip!! Onca kalabalığın içinde ilk defa kendimi bu kadar yalnız hissetmiştim.. Önemi yoktu beklide.. Ben, onun benim yanımda olmadığı her anı yalnız ve boş geçirdiğimi düşünüyordum”Sahile varmıştım ve her zaman ki yerde oturmuş onu bekliyordum ki uzakta bir şey belirdi.. Evet oydu.. “Sevgilim!!”

Siyah giymişti.. Ama neden..? “Bu gereksiz düşüncelere neden dalıyordum..?” Hem o geliyordu.. Üstündeki parayla alınmış bez parçasının ne önemi vardı?Gittikçe yaklaşıyordu.. Gözlerine bakıp dalmayı, sonsuza yolculuğa çıkmayı çok özlemiştim.. Sabırsızdım.. Kalkıp koşup onu kucaklamalı mıydım? Dünya kimin umurunda ki artık yalnız değildim.. Kalktım.. Ona doğru koşmaya başladım.. Ama bir sorun var gibiydi.. O koşmuyordu hatta yürümüyordu sanki.. Geri adım atacak gibi bir izlenim verdi bana.. Durmamalıydım!.. Bildiğim tek şey, tek şey buydu!.. Yanına vardım.. Kollarımı açtım ve gözlerine baktım.. O da baktı.. Gözleri donuktu.. Belki de böyle oldukları için seviyordum onları.. Boynuma sarıldı.. bende sımsıkı sardım.. Zamanı durdurmak isterdim.. Öylece kalmak.. İçimde o kadar karmaşık duygular var dı ki gözlerimden gelen yaşın ne yaşı olduğunu anlayamadım.. Sevinç miydi, yoksa hüzün müydü ? Yanaklarımdan süzülen yaş, onun siyah giysisine damlıyordu. Siyah giysi sanki onu sevmemi istemiyordu.. Kıskanıyordu belki de (?) gözyaşlarımı saklıyordu.. Ona sarılıyordum ama sımsıkı sarılamıyordum. O giysimi engelliyordu ? Hemen ellerini tuttum.. O benimdi.. Bu sadece giysiye değil, tüm dünyaya idi. Duysun herkes istedim.. Seviyordum onu siyah saçlarını koklayıp, okşamayı.. Bir an gözlerini denize doğru çevirdi.. Oraya gidelim dedi.. Bir şey söylemedim.. Ben o denizi onun gözlerinde yaşıyordum zaten ama o istiyordu” Yürümeye başladık.. Elleri soğuktu.. Benimkiler sıcaktı.. Kalbim o kadar hızlı çarpıyorduk.. Vücut ısım artmış olmalıydı.. Ya onların ki atmıyor muydu !!?? Yoksa onu soğutan şey o siyah giysi miydi??.. Kendi kendime konuşuyordum sadece.. O hep susuyordu.. Hava rüzgarlıydı ben üşümüyordum ama o soğuktu.. O’nu ısıtmalıydım.. Kasvetli bir gündü.. Dalgalar kıyıya çarpıyordu.. Keşke benim giysim gibi bembeyaz bulutlar olsaydı ama yine siyah giysi kazanmıştı.. Ve bir süre dalgaların kıyıya hırçın hırçın vuruşunu izledik.. Bana “beni seviyor musun ? “ diye sordu” Bir anda önüme döndüm.. Bu hareketimden sevmediğimi çıkartacaktı belki de.. Ama ne yapabilirdim ona o kadar büyük sevim var dı ki istesem de anlatamazdım.. Neyle anlatabilirdim ki ??!!.. Bir gemi, büyük bir uçak ya da koca bir şehir mi, yoksa dünyalar kadar mı?? Hayır!! Tak bildiğim şey bunlar çok küçük kalıyordu.. Sonra gözlerine baktım.. Ellerini biraz daha sıkı tuttum.. Sadece “seni seviyorum” dedim.. Bu yeterli miydi? Bilmiyorum ama anlatamaya çalışsaydım asla susmayacaktım.. Hep o göremediğim sonsuzu arayacaktım..Bana gülümsedi.. O an rahatladığımı hissettim.. Göğsüme başını koydu, kollarımla sardım onu.. Beraber ufuğa doğru baktık.. Orada olmak istiyordum.. Biliyordum o da çok istiyordu.. Çok mutluydum.. Hiç geçmemeliydi zaman, hep onu hissetmeliydim.. Yalnız kalmak istemiyordum..Kim isterdi ki? Ona cebimden beyaz renkli oyuncak bir kalp çıkartıp verdim.. üstünde baş harflerimiz yazılıydı.. “Neden beyaz?” dedi.. Gerçeği söyleyemedim.. Sadece bu kalmıştı dedim.. Yalan söylemiştim.. Kendimi nedensiz ama mecbur hissettiğim için bu yalanı söylemiş olmalıydım..Verdiğim beyaz kalbi, kalbinin üstüne koydu ve elleriyle bastırıyordu.. Ben de ellerimi ellerinin üstüne koydum.. Sanki biraz ısınmıştı elleri.. Bana gözlerini kapat dedi.. Bir an bile olsa gözlerini göremeyecektim.. Hüzünle karışık duygular içinde kapattım gözlerimi.. Bi kaç saniye bekledim ve sonra”Nefesini hissettim..( Bunu bi cümleyle yazacağım ama o anki duygularımı ifade edemeyeceğimdendir. ) Dudağımdan öptü.. Aman Tanrım kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. Gözlerimi açtığımda ayağa kalkmıştı.. Ona ne oluyor dercesine baktım.. Gitmem gerek dedi.. İçimden ağlamak geldi.. Ama gözyaşlarım tekrar bu dünyaya gelmek istemiyorlardı.. En son onun üzerine damlamışken, neden boşluğa düşmek istesin ki??

Arkasını döndü ve gitti.. Kal diyemedim.. Hızlıca uzaklaştı.. Gözden kayboluncaya kadar onu izledim.. Aklımda sadece o ve yaşadığımız şeyler vardı.. Kısaydı belki ama bana bir ömür yetebilir diye düşünüyordum.. Sonra gözlerini unutmamak için denize doğru döndüm.. Ne zaman geçmişti farkında değildim ama uzun bir süredir ufuk çizgisine baktığımın farkına vardım.. Artık gitmeliydim”Ve kalktım.. Deniz kal dercesine daha da hırçınlaştı.. Kıyıya daha hızlı ve daha çok geliyordu.. Onu dinlemedim.. Şehre yöneldim.. O hissetmediğim kalabalığın içine.. Caddeyi geçtim.. Nereye gidiyordum ben?? Birden bir adamın cüzdanını düşürdüğünü gördüm ve koştum.. Cüzdanı yerden aldım.. Adama yetişebilmek için tekrar koştum.. Adam bir cafeye girdi.. Tabii ben de peşinden.. Cüzdanı verdim.. Teşekkür etti.. Bana teşekkür hediyesi olarak yemek teklif etti ama kabul etmedim.. Tam çıkıyordum ki.. Bir anda durdum.. Sevgilimi gördüm.. Caddede yürüyordu.. Yalnız o da ne!?? Benim sevgilimin ellerini birisi tutuyordu ve o kişi ben değildim.. Onunla gülen ben değildim.. Gerçeği anlamam zor olmadı.. Bunu siyah giysi mi yapmıştı bilmiyorum ama amacına ulaşmıştı.. Tekrar koştum.. Ama bu sefer ne cüzdanını düşürmüş bir adamın peşinden, ne de aldatan bir sevgilinin peşinden..! Neyin peşinden koştuğumu bir tek ben biliyordum.. Kim bilir aklımda ne fırtınalar kopuyordu kim bilebilir ki??.. Boş bir binaya girdim koşarak.. Kaç kat çıkmıştım, kaç basamak atlamıştım hiçbir şeyi bilmiyordum bildiğim tek şey vardı.. Ben aldatılmıştım ve siyah kazanmıştı.. Yukarıya vardığım da gökyüzü daha bir karanlık geldi.. Her şey zifiriydi.. Ama artık yukarıdaydım..Aşağıya baktım.. Aynı sahne.. O çok sevdiğim kız, siyah elbisesi ve elinde beni aldattığı kişi” Yapacak bir şey kalmamıştı.. O siyahı ona nasıl anlatabilirdim ki?? Gözlerimi kapattım.. Bu kez dudağımdan öpmeyecekti.. O aşağıdaydı bense yukarıda.. Beni neden aldatmıştı? Kim bilebilir ki ondan başka? Beyaz olduğum için mi yoksa aşağıdan geldiğim için mi??.. Eğer öyleyse bu kez yukarıdan geliyordum.. Belki de bu kez gerçekten sevecekti beni.. Ben göremeyecektim ama belki de bu kez siyah kaybedecekti…

“Ve kendimi boşluğa bıraktım.. Ama mutluydum.. Onu ne kadar sevdiğimi o göremese de ben görecektim.. Çünkü o hiç ulaşamadığım, anlatmaya başlamaya korktuğum sonsuza gidiyordum.. En önemlisi belki de o da beni sevecekti ve siyah kaybedecekti.. Gerçekten beyaz mı kazanabilir miydi? Bu kadar soru varken sonsuza gidiyordum.. Gözlerimi açtığımda her yer beyazdı.. Mutsuz olamazdım.. Çünkü; SİYAH YAŞASAM DA BEYAZ ÖLÜYORDUM..!!

Yazar: oqnstyle

İnanıyorum

İnanıyorum bu düşün senle bitmeyeceğine
Sende inan sevgilim buna tüm kalbinle…
Mucizevi aşktı bizimkisi
Daha dünyaya gelmeden bulmuştuk birbirimizi
Gözyaşlarım birleştiriyor bizi
Dolunay gökyüzünde parladıkça
İnanıyorum aşk yanımda
Tutkulu bir bağlılık belki benim ki
Ölümsüzlüğe gidiyorum seninle
İnanıyorum sevgilim inanıyorum
Bu aşkın böyle bitmeyeceğine…

Tut Elimi

Ellerim ellerini tutmalı sevgilim
Uzaklara gitmeli seninle peşinden
Hayata tutunmalı bir gülüşünle
Sevmeli her şeyi tek bir sözünle
Uğruna ölmeli yeri geldiğinde bile
Yeniden yeşermeli sevgisi en derinden
Ağlamak yok bundan sonra

Her zaman sevinç olacak yarınlarımızda
Tut ellerimi sevginle sar beni
Gözlerim gözlerinden geçmeli
Öyle ki, sevgimizi herkes bilmeli…

Rijkaard'dan Neill'e övgüler

Galatasaray Teknik Direktörü Frank Rijkaard, yeni transfer Neill’e övgüler yağdırırken, bu oyuncunun kadroya dahil olması nedeniyle çok mutlu olduğunu söyledi.

Rijkaard'dan Neill'e övgüler

Hollandalı çalıştırıcı, Galatasaray Televizyonu’nda yayınlanan “Rijkaard ile soru-cevap” programına katılarak gündemle ilgili açıklamalarda bulundu. Lucas Neill’ın transferiyle ilgili değerlendirme yapması istenen Rijkaard, “Lucas Neill transferi için gayet memnunum. Kendisinin aramıza katılmasından dolayı çok mutlu oldum. Neill, tecrübeli ve çok zeki bir futbolcu, insan olarak, karakter olarak çok iyi biri. Çok çalışan takımı için elinden gelen her şeyi veren bir futbolcu. O bakımdan Lucas’ın transferi nedeniyle çok mutluyum” diye konuştu.

Neill’in oynadığı ana pozisyonun stoper olacağını anlatan Rijkaard, “Tabii ki ihtiyaç olduğunda beklerde de oynayabilir. Ama genelde ana pozisyonu stoper” ifadesini kullandı.

Ligin ilk yarısında organizasyon bozukluğundan bazı goller yediklerini hatırlatan Rijkaard, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Belki Lucas Neill’ın gelmesi bu tip eksiklerimizi düzeltme açısından iyi olacaktır. Mutlaka takıma yeni gelen bir oyuncunun adaptasyon süreci olur. Ben umuyorum ki bu adaptasyon sürecini Lucas Neill en kısa zamanda atlatacaktır.”

Her maçta galip gelmek istiyoruz

Rijkaard, bir taraftardan gelen, “Geçen devre ve önümüzdeki devre arasında bir fark olacak mı?” sorusunu ise “Tam anlamda nasıl bir farklılık olur onu şimdiden söylemek doğru olmayabilir. Şu anki durumumuz iyi, hedefimiz birinci olmak. O yüzden çalışmamız lazım ve takımın gösterdiği performansla, oynadığı oyunla mutlaka taraftarımızın üzerinde iyi bir etki bırakmak istiyoruz. Elimizden geldiği kadar her maçta galip gelmek istiyoruz ve onları mutlu etmek, sevindirmek istiyoruz. Umarımda bu şekilde gerçekleşir” diye yanıtladı.

Küçük detaylar başarıları getirebilir
Takım içindeki arkadaşlığın iyi olmasının çok önemli bir artı olduğunu vurgulayan Hollandalı teknik adam, bunun her zaman bir takım içinde olamayabileceğini dile getirdi.

Rijkaard, “Önemli olan saha içerisinde çalışırken elinizden gelenin en iyisini yapıp, takım içindeki oyuncuların birbirlerine saygı göstermesi. Bizde hem saygı var, hem de çok güzel bir arkadaşlık var. Bu küçük detaylar çok önemli başarıları getirebilir” şeklinde konuştu.

Yeni sistemde kanatlar önemli
Denizli Belediyespor ile Ziraat Türkiye Kupası’nda yaptıkları maçta yeni bir sistemde oynadıklarını dile getiren Frank Rijkaard, bu sistemde kanatlarda oynayan futbolcuların büyük önem taşıdığını söyledi.

Rijkaard, Denizli ekibi karşısında güzel bir skor elde ettiklerini ifade ederek, şöyle konuştu.

“Güzel bir oyun sergiledik. Bireysel olarak iyi oynayan oyuncularımız vardı. Goller doğru zamanlarda geldi. Değinilmesi gereken en önemli konulardan biri kanatlarımız çok iyi çalıştı. Hem Caner olsun, hem de Barış. Çok güzel bir skordu ama ne olursa olsun ligin ikinci yarısı için kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Kewell ve Keita’nın yokluğunda bu sistemi deniyoruz. Bu sistemde kanat oyuncularımız Barış ve Caner’in ne yaptıkları çok önemli. Bu maçta gayet iyi performans gösterdiler. Rakibe doğru zamanda doğru yerde pres yapmaları lazım.
Özellikle Caner’in performansı beni çok mutlu ediyor. Taraftarları da mutlu ettiğini düşünüyorum. Daha önce defansif olarak oynadı ama ofansif olarak çok daha iyi oynayabiliyor. Bu sistemde sol açıkta daha iyi bir performans çıkartacaktır. Bu oynadığımız sistemde kanatların önemi çok fazla. Kanatlarda oynayan futbolcuların disiplinli olarak pozisyonlarını korumaları gerekiyor. Takımımızın farklı bir sistemde de oynayabildiğini ve bizim dediklerimizi harfiyen uygulayabildiğini görmek de çok güzel bir şey.’

Rijkaard, aynı sistemi Gaziantepspor maçında uygulayıp uygulamayacaklarını ise maç öncesinde karar vereceklerini ifade etti.

“En önemli şey kulüptür”

Kendisi için Galatasaray’da en vazgeçilmez şeyin sorulması üzerine Rijkaard, “Tabi ki en önemli olan kulüp. Böyle güzel bir kulüpte çalışmak mutlaka insana onur veriyor. Bireyler çok önemli olabilir ama yalnız başlarına değil. Mutlaka kolektif bir şekilde takım olarak çalıştıkları zaman daha fazla değeri olabilir. O yüzden en önemlisi Galatasaray. Başarılar, sonuçlar, bireysel olarak insanların gösterdikleri başarılar mutlaka kulübü daha önemli kılabilir, daha önemli yerlere getirebilir” diye yanıt verdi.

Galatasaray'dan 2 süper bomba

Sarı-kırmızılılar dış transferde Brezilyalı Jo Alves ve Meksikalı Dos Santos’un transferini bitirmeye çok yakın

GALATASARAY çılgınca bir transfer hamlesini gerçekleştirmek üzere. Yaklaşık 20 gündür Avrupa’da bulunan Sarı-kırmızılı takımın futbol şube sorumluları Haldun Üstünel ve Murat Yalçındağ, Lucas Neill’in transferinin hemen sonrasında 2 transfer bombası daha patlatıyor.

Milan Baros’un sakatlığının uzamasının ardından öncelikle golcü arayışına yönelen sarı-kırmızılılar, Manchester City’nin Everton’da kiralık oynayan Brezilyalı yıldızı Jo Alves’i renklerine katmak üzere. Haldun Üstünel ve Murat Yalçındağ, Jo’nun sezon sonuna kadar kiralık ve sezon sonunda bonservisiyle birlikte alma önceliğini de kapsayan bir transfer anlaşmasını bitirme noktasına getirdi. Galatasaraylı iki yönetici Jo’nun transferi için hem Manchester City, hem de Everton kulüpleriyle anlaşmayı sağladı. Bu gece geç saatlerde ise futbolcunun menajeriyle bu transferin detayları görüşülecek.

Galatasaray’ın dış transferde ikinci bombası ise Hollandalı teknik adam Frank Rijkaard’ın Barcelona’dan öğrencisi olan ve bu sezon formasını giydiği Tottenham Hotspur’da yeterince forma şansı bulamayan Giovani dos Santos. Meksikalı futbolcunun menajeri, Galatasaray Kulübü ile anlaşmaya çok yakın olduklarını belirterek, Tottenham ile de anlaşılması halinde de bu transferin gerçekleşebileceğinin sinyalini verdi. Ancak Jo ve Dos Santos’un transferinin gerçekleşmesi için sarı-kırmızılı kulübün yabancı kontenjanında yer açması gerekiyor. Lucas Neill’in transferi sonrasında 8 yabancı kontenjanını dolduran sarı-kırmızılılar, Linderoth ve Shabani Nonda’nın sözleşmelerinin feshi için iki futbolcunun menajeriyle görüşmelere başladılar. Linderoth ve Nonda ikna edilirse Galatasaray’ın Jo ve Dos Santos’un transferini resmiyete dökmesi bekleniyor.